H
O
Ş
G
E
L
D
İ
N
İ
Z

H
O
Ş
G
E
L
D
İ
N
İ
Z

H
O
Ş
G
E
L
D
İ
N
İ
Z



Google

« Önceki | Sonraki »

15/6/2007

Sonunda oldu, atlar gece de koştu

.İzmir Şirinyer Hipodromu, Türkiye’deki ilk gece yarışlarına ev sahipliği yaparak tarihe geçti.

Unutulmaz gecede spor, sanat, siyaset, kısaca her şey vardı. Organizasyon ise tek kelimeyle mükemmeldi. Bu heyecan her perşembe yeniden yaşanacak


Türkiye’de düzenlenen ilk gece at yarışları geçtiğimiz hafta içi İzmir Şirinyer Hipodromu’nda yapıldı. Bu tarihi geceye tanıklık etmek için kalktık Haydar ağabeyle (Tanışan) birlikte deplasmana yani İzmir’e gittik. Havaalanında bizi öncelikle Mayıs ayının sonu olmasına rağmen bilindik İzmir sıcağı karşıladı. Fazla vakit kaybetmeden Şirinyer’e gitmek için yola koyulduk. Etrafı palmiye ağaçlarıyla kaplı uzun ince bir yolun sonunda hipodromun giriş kapısına geldik. İçeri girdiğimizde yarışların başlamasına yaklaşık 3.5 saat vardı. Her tarafta bir koşuşturma, herkes organizasyonun mükemmelliği adına canhıraş çalışıyor. Basının yarışları takip edeceği tribünün önüne yaklaşırken, yollara serilen kırmızı halılara bir an önce basmak için adımlarımızı daha hızlı atıyoruz. Diğer davetli basın mensuplarından 3 saat önce geldiğimiz için, kapıdaki görevlilerin kargaların kahvaltı edip etmediğini kontrol etmelerinin ardından basın tribünündeki yerimizi alıyoruz.

Yarışların başlamasını beklerken, birden bir polis memurunun buğulu sesi kulaklarımızda çınlıyor. Tasmasından tuttuğu polis köpeğinin dik dik bakışlarına odaklanmışken, güvenlik açısından arama yapılabilmesi için bizi kibarca balkona davet ediyorlar. Balkondan hipodromu inceliyoruz. Henüz in cin top oynuyor. İlk olarak tribünün yarış pistine olan yakınlığı ilgimizi çekiyor. Tabii yarışları İstanbul Hipodromu’nda Olimpiyat Stadı’ndaki gibi uzaktan izlemeye alışık olduğumuzdan, burada kendimizi İnönü Stadı’nın korner köşesindeymişiz gibi hissediyoruz.

Diğer davetlilerin gelmesi ve tribünlerin dolmasıyla artık yarış heyecanını iyice içimizde hissetmeye başlıyoruz. Altılı öncesi koşular yapılıyor ve hava yavaş yavaş kararmaya başlıyor. Hafiften esen imbatla beraber hipodroma serin bir hava çöküyor. Hipodromdaki herkes gibi ışıklandırmaların devreye girmesini bekliyoruz. Ama hava iyiden iyiye kararmasına ve yarışın başlamasına 20-25 dakika kalmasına rağmen projektörlerde hâlâ tık yok. Bir anda herkesin içini endişe kaplıyor. Yoksa dakika 1 gol 1 mi? İlk günden fiyasko mu yaşanacak? Uzaktaki direkte yanmaya başlayan projektörle birlikte ortalık adeta karnaval alanına dönüyor. 3-5 dakikalık bir süre içinde Dubai Hipodromu’nu aratmayan ortama kavuşuyoruz.

12-13 bin civarındaki seyircinin önünde Türkiye’nin ilk gece altılısı start alıyor. Herkes pür dikkat yarış izliyor, tuttuğu at için tezahürat yapıyor, yarış bitiyor bu sefer koşu aralarında verilen konserlere eşlik ediliyor, ara sıra “Türkiye laiktir, laik kalacak” sloganları atılıyor. Spor, sanat ve siyaset aynı platformda bir araya geliyor.

Mutlaka gidin
Kısaca, benim bile ummadığım kadar eğleniliyor, organizasyon kusursuz bir şekilde tamamlanıyor. Biz de elimizde bu geceden hatıra olarak kalacak bu yazı ve fotoğraflarımızla birlikte (masaların üzerindeki çiçeklerin içinde bulunan at heykelciklerinden kesinlikle haberimiz yok) İstanbul’a dönmek için yola çıkıyoruz.
30 Aralık’a kadar her perşembe akşamı yaşanacak bu heyecanı bu yıl bir kez daha seyredebilecek miyiz bilinmez . Bu yönden şanslı olan İzmirli yarışseverlerin bu heyecanı bir kez bile olsa yaşamalarısnı şiddetle tavsiye ediyorum.


EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

Kategorilerim

    Bağlantılarım

    Blogcu ile yapıldı