15/6/2007
Genelevde 24 saatte 70 adama satıldım
.9 yaşında tecavüze uğradı. Kocası tarafından 240 YTL’ye geneleve satıldı.
En sonunda kaçıp kurtulmayı başardı. 22 Temmuz’daki genel seçimlerde İstanbul 2’nci Bölge’den bağımsız milletvekili adayı.
Temmuz’daki genel seçimlerde İstanbul 2’nci Bölge’den bağımsız milletvekili adayı olan eski hayat kadını Ayşe Tükrükçü’nün yaşamını özetleyen en acı cümlelerden biri bu... Kabus dolu günlerin başlangıcı ise 1976 yılı. Yani Ayşe henüz 9 yaşındayken. Amcasının tecavüzüne uğrayan Tükrükçü o günleri gözleri yaşlı şöyle anlatıyor: “Amca dahi demek istemediğim Ali Rıza isimli kişi evdeydi ve içki içiyordu. Sarhoş olduktan sonra beni bir odaya getirdi ve (sakın korkma) diyerek tecavüz etti. 3.5 ay süreyle her gece odamda tecavüze uğradım. Ölümle tehdit ettiği için kimseye anlatamıyordum. Bebeklerle oynayacağım yaşta kadın oldum. İşte ben o gün öldüm.” Sonrası ise... Kardeşleri kanala düşüp öldüğü için alkolik olan ve sürekli dayak atan bir baba... 22’sinde ilk evlilik... Yine dayak... İkinci koca, yine dayak... 240 milyon liraya satıldığı genelevde geçen acı dolu yıllar. Üçüncü evlilikle bir umut ama yeniden genelev hayatı... 2.5 yıl içinde 6 ayrı şehirde hiç istemediği halde bedenini satmak zorunda kalması... “Diri diri mezara girmesi.” En sonunda kendine uzanan bir yardım eli... Şimdilerde ise kendisi gibi yardım bekleyen kadınlara yardım eden olmak istiyor.
Genelevde neler yaşadınız?
Genelev, kedinin köpeğin bile orada kalmaması gereken bir yer. Sabah 09.00’da uyanırsınız. Saat 10.00’da kapılar açılır. Bu süre içerisinde süslenirsiniz. En “albenili” biçimde saat 10.00’da salona inersiniz. Mesainiz gece 23.00’e kadardır, yemek yemek için 15-20 dakikalık vaktiniz vardır. Çayı, kahveyi ayakta içersiniz. Kasaptan et alırken hani, ete bakılır ya öyle bakıp seçip, beğenilirsiniz. Günde 30’a yakın insan gelip paranızı verdiği için sizle birlikte olur. Bayram günleri ve asker sevkiyat dönemlerinde bu sayı 50’lilere yaklaşır. Hatta bir bayram gününde 70 erkekle birlikte olmak zorunda kaldım. Hasta olmanız diye bir şey mümkün değildir. Kürtajdan üç saat sonra işe dönersiniz.
Dinlenme günü, izin diye bir şey yok mu?
Genelevde çalışanlar yaşayan ölülerdir ve hiçbir hakkı yoktur. Gün içinde birçok kez baygınlık geçiriyordum. Gelip kolonya döküyorlar, “Hiçbir şeyin yok, hadi devam et” diyorlardı. Üzerinizden tren geçmiş gibi oluyorsunuz. Oraya gelenler önce güdülerini tatmin edip sonra “Neden o... oldun?” diye sorar. Dışarı çıkamazsınız, çıkarsanız da firar etmemeniz için mutlaka yanınızda birkaç kişi olur. Şunu herkes bilsin, geneleve düşen kadınların yüzde 90’ı tecavüze uğrayıp ailesi tarafından satılan kadınlardır. Ben de, o kadınlar da analarının karnından vesikayla doğmadı. Bu hayatı seçmedi.
Nasıl bir dayatma bu?
Bakın, ben genelevden çıktım ve vesikamın iptal edilmesi için Ahlak Masası’na bağlı Sağlık Komisyonu’na başvurdum. Bu başvuruda bulunan binlerce kadından birisi olarak vesikam iptal edilmedi. Bunun anlamı “Sen o... ve o.... yapmaya devam et” demektir. Bu sırada Konya’da bulunan Şefkat-Der Kadın Sığınma Evi’nin Genel Başkanı Hayrettin Bulan beni aradı. Telefonun ucundaki sesin, “Benim bir ablam var, gel buraya sen de benim ablam ol” cümlesi hayatımı yeniden şekillendirdi. Ancak beş çocuk sahibi ve baş örtülü bir kadının getirilip geneleve satıldığına da tanık oldum, kendini satmamak için patronuna direnen bir arkadaşımın ayağından vurulduğuna da. Kim çocuk sahibi olup evinin anası olmak istemez, ancak maalesef yasalarımız da toplum da genelevlerdeki kader kurbanlarını düşünmüyor.
Genelevler kapatılmalı mı?
Bu sorunun yanıtını erkekler vermelidir. Hangi erkek yakınının o koşullara düşmesini ister, hiç kimse istemez değil mi? Ama oraya düşenleri et olarak görüp bu sektörü ayakta tutan erkeklerdir. Benim üzerimde babam yaşında üç insan kalp krizi geçirip öldü. Tam ilişkiye girmiştik, bu sırada kalp krizi geçirmiş. Konuşmuyor ve üzerimde yatıyor. Meğer birkaç dakika bir ölüyle sevişmişim. Polisler geldi birkaç soru sordu. Cesedi alıp, gittiler. Hangi kadın bunu ister ve hangi kadın böyle bir şeye layıktır? Sadece insanımızın değil devletin de artık bu konuya eğilmesi gerekiyor.
Devlet ne yapmalı?
Genelevlerde çalışan kadınlar etlerini satarken, rahmetli Manukyan’a madalya veren devletimin mahkemeleri geneleve 18 yaşında düşen genç bir kıza 21 yaş belgesi vererek onun hayat kadını olmasına göz yummamalı. Devleti yönetenler, devletin emniyet güçleri geneleve gidip orada tutulanların kendi rızalarıyla mı baskıyla mı kaldıklarını sormalı. Devletin polisi, bekçisi genelevlerin kapısında vatandaşlarının satılmasına tanık olmamalı. “Sahipsiz bir kadın ceseti bulundu” diye haberler yaparsınız, o kadınların birçoğunun genelevden kaçmak istediği için öldürüldüğünü biliyor musunuz? Ben, Diyarbakır’da uyuşturucuya alıştırılan üç arkadaşımı kurban verdim. Onlar hayata o... olmak için mi gelmişti?
Yalvarıyorum, bataktan çıkmak
isteyenlere yardım eli uzatın
İstanbul 2’nci Bölge’den bağımsız adayım. Benim savaşım Meclis’e gidip bir koltuğa sahip olmak değil. Ben, benim gibi geçmişi çalınan binlerce kadının geleceğini istiyorum. Elbette seçilemeyebilirim ancak o yüce kapıdan girecek olan tüm milletvekillerine yalvarıyorum, bu hayattan kurtulmak isteyenlere yardımcı olsunlar. Ben 11 yıldır alnımın akıyla ayaktayım ve devletim, benim o hayata dönmemi beklercesine vesikamı iptal etmiyor. Ben vesikalı bir biçimde gömülmek istemiyorum. Bunu isteyen binlerce kadın var, bu sorunu çözmek, çözemesem bile duyurmak için öncelikle kadınlarımızdan sonra da kadına değer veren erkeklerimizden desteklerini bekliyorum. Bence burada en büyük görev erkeklere düşüyor çünkü. Ailemle görüşmüyorum ancak şunu söyleyebilirim, hayatımı ben karartmadım. Kurtuluşumu kendim seçtim. Ne olursa olsun, ölüm pahasına bile olsa Allah’ın izniyle bir daha o batağa geri dönmeyeceğim. Ve hayatımın geri kalanında da girdiği bataktan çıkmaya çalışan kadınlara yardım etmeye çalışacağım. Bir kadını bile kurtarsak kârdır. Herkesi, daha duyarlı olmaya çağırıyorum. Kimse bizlerin neler yaşadığını tahmin edemez ama en azından anlamaya çalışabilir.
3-4 milyar dolarlık
fuhuş sektörü
Türkiye’de kadın nüfusunun yaklaşık 35 milyon civarında olduğu hesaba katılırsa her 350 kadından biri fuhuş batağında.
Türkiye’de faaliyet gösteren 56 genelevde kayıtlı 3 bin hayat kadını bulunuyor.
Türkiye’de tescilli hayat kadını sayısı 15 bini geçiyor. Vesikasız olarak çalışanların sayısı ise yaklaşık 100 bin.
Genelevde çalışmak için gerekli olan vesika, taksi plakasından farksız. Üç büyük ilde, yaklaşık 30 bin kadın genelevde çalışmak amacıyla vesika bekliyor.
Fuhuş sektöründe bir yılda dönen paranın asgari 3-4 milyar dolar olduğu belirtiliyor. Bu paradan, patron, bar, pavyon, disko, gece klüpleri, otelci, taksici, eğlence yeri sahibi gibi onbinlerce insan pay alıyor. Pasta bu kadar büyük olunca devreye fuhuş mafyası giriyor. Fuhuş mafyası, küçük kız çocuklarını kaçırmaktan tutun da zorla fuhuş yaptırmaya kadar her yola başvuruyor.
Kadınların yüzde 30’u kocası, yüzde 10’u baba, anne, ağabey gibi diğer yakınları, yüzde 3.4’ü de beraber oldukları erkekler tarafından satılıyor. Para karşılığı cinsel ilişkiye girenlerin yüzde 63.4’ü resmi, yüzde 12.2’si ise imam nikahlı olarak evli kadınlardan oluşuyor.
En sonunda kaçıp kurtulmayı başardı. 22 Temmuz’daki genel seçimlerde İstanbul 2’nci Bölge’den bağımsız milletvekili adayı.
Temmuz’daki genel seçimlerde İstanbul 2’nci Bölge’den bağımsız milletvekili adayı olan eski hayat kadını Ayşe Tükrükçü’nün yaşamını özetleyen en acı cümlelerden biri bu... Kabus dolu günlerin başlangıcı ise 1976 yılı. Yani Ayşe henüz 9 yaşındayken. Amcasının tecavüzüne uğrayan Tükrükçü o günleri gözleri yaşlı şöyle anlatıyor: “Amca dahi demek istemediğim Ali Rıza isimli kişi evdeydi ve içki içiyordu. Sarhoş olduktan sonra beni bir odaya getirdi ve (sakın korkma) diyerek tecavüz etti. 3.5 ay süreyle her gece odamda tecavüze uğradım. Ölümle tehdit ettiği için kimseye anlatamıyordum. Bebeklerle oynayacağım yaşta kadın oldum. İşte ben o gün öldüm.” Sonrası ise... Kardeşleri kanala düşüp öldüğü için alkolik olan ve sürekli dayak atan bir baba... 22’sinde ilk evlilik... Yine dayak... İkinci koca, yine dayak... 240 milyon liraya satıldığı genelevde geçen acı dolu yıllar. Üçüncü evlilikle bir umut ama yeniden genelev hayatı... 2.5 yıl içinde 6 ayrı şehirde hiç istemediği halde bedenini satmak zorunda kalması... “Diri diri mezara girmesi.” En sonunda kendine uzanan bir yardım eli... Şimdilerde ise kendisi gibi yardım bekleyen kadınlara yardım eden olmak istiyor.
Genelevde neler yaşadınız?
Genelev, kedinin köpeğin bile orada kalmaması gereken bir yer. Sabah 09.00’da uyanırsınız. Saat 10.00’da kapılar açılır. Bu süre içerisinde süslenirsiniz. En “albenili” biçimde saat 10.00’da salona inersiniz. Mesainiz gece 23.00’e kadardır, yemek yemek için 15-20 dakikalık vaktiniz vardır. Çayı, kahveyi ayakta içersiniz. Kasaptan et alırken hani, ete bakılır ya öyle bakıp seçip, beğenilirsiniz. Günde 30’a yakın insan gelip paranızı verdiği için sizle birlikte olur. Bayram günleri ve asker sevkiyat dönemlerinde bu sayı 50’lilere yaklaşır. Hatta bir bayram gününde 70 erkekle birlikte olmak zorunda kaldım. Hasta olmanız diye bir şey mümkün değildir. Kürtajdan üç saat sonra işe dönersiniz.
Dinlenme günü, izin diye bir şey yok mu?
Genelevde çalışanlar yaşayan ölülerdir ve hiçbir hakkı yoktur. Gün içinde birçok kez baygınlık geçiriyordum. Gelip kolonya döküyorlar, “Hiçbir şeyin yok, hadi devam et” diyorlardı. Üzerinizden tren geçmiş gibi oluyorsunuz. Oraya gelenler önce güdülerini tatmin edip sonra “Neden o... oldun?” diye sorar. Dışarı çıkamazsınız, çıkarsanız da firar etmemeniz için mutlaka yanınızda birkaç kişi olur. Şunu herkes bilsin, geneleve düşen kadınların yüzde 90’ı tecavüze uğrayıp ailesi tarafından satılan kadınlardır. Ben de, o kadınlar da analarının karnından vesikayla doğmadı. Bu hayatı seçmedi.
Nasıl bir dayatma bu?
Bakın, ben genelevden çıktım ve vesikamın iptal edilmesi için Ahlak Masası’na bağlı Sağlık Komisyonu’na başvurdum. Bu başvuruda bulunan binlerce kadından birisi olarak vesikam iptal edilmedi. Bunun anlamı “Sen o... ve o.... yapmaya devam et” demektir. Bu sırada Konya’da bulunan Şefkat-Der Kadın Sığınma Evi’nin Genel Başkanı Hayrettin Bulan beni aradı. Telefonun ucundaki sesin, “Benim bir ablam var, gel buraya sen de benim ablam ol” cümlesi hayatımı yeniden şekillendirdi. Ancak beş çocuk sahibi ve baş örtülü bir kadının getirilip geneleve satıldığına da tanık oldum, kendini satmamak için patronuna direnen bir arkadaşımın ayağından vurulduğuna da. Kim çocuk sahibi olup evinin anası olmak istemez, ancak maalesef yasalarımız da toplum da genelevlerdeki kader kurbanlarını düşünmüyor.
Genelevler kapatılmalı mı?
Bu sorunun yanıtını erkekler vermelidir. Hangi erkek yakınının o koşullara düşmesini ister, hiç kimse istemez değil mi? Ama oraya düşenleri et olarak görüp bu sektörü ayakta tutan erkeklerdir. Benim üzerimde babam yaşında üç insan kalp krizi geçirip öldü. Tam ilişkiye girmiştik, bu sırada kalp krizi geçirmiş. Konuşmuyor ve üzerimde yatıyor. Meğer birkaç dakika bir ölüyle sevişmişim. Polisler geldi birkaç soru sordu. Cesedi alıp, gittiler. Hangi kadın bunu ister ve hangi kadın böyle bir şeye layıktır? Sadece insanımızın değil devletin de artık bu konuya eğilmesi gerekiyor.
Devlet ne yapmalı?
Genelevlerde çalışan kadınlar etlerini satarken, rahmetli Manukyan’a madalya veren devletimin mahkemeleri geneleve 18 yaşında düşen genç bir kıza 21 yaş belgesi vererek onun hayat kadını olmasına göz yummamalı. Devleti yönetenler, devletin emniyet güçleri geneleve gidip orada tutulanların kendi rızalarıyla mı baskıyla mı kaldıklarını sormalı. Devletin polisi, bekçisi genelevlerin kapısında vatandaşlarının satılmasına tanık olmamalı. “Sahipsiz bir kadın ceseti bulundu” diye haberler yaparsınız, o kadınların birçoğunun genelevden kaçmak istediği için öldürüldüğünü biliyor musunuz? Ben, Diyarbakır’da uyuşturucuya alıştırılan üç arkadaşımı kurban verdim. Onlar hayata o... olmak için mi gelmişti?
Yalvarıyorum, bataktan çıkmak
isteyenlere yardım eli uzatın
İstanbul 2’nci Bölge’den bağımsız adayım. Benim savaşım Meclis’e gidip bir koltuğa sahip olmak değil. Ben, benim gibi geçmişi çalınan binlerce kadının geleceğini istiyorum. Elbette seçilemeyebilirim ancak o yüce kapıdan girecek olan tüm milletvekillerine yalvarıyorum, bu hayattan kurtulmak isteyenlere yardımcı olsunlar. Ben 11 yıldır alnımın akıyla ayaktayım ve devletim, benim o hayata dönmemi beklercesine vesikamı iptal etmiyor. Ben vesikalı bir biçimde gömülmek istemiyorum. Bunu isteyen binlerce kadın var, bu sorunu çözmek, çözemesem bile duyurmak için öncelikle kadınlarımızdan sonra da kadına değer veren erkeklerimizden desteklerini bekliyorum. Bence burada en büyük görev erkeklere düşüyor çünkü. Ailemle görüşmüyorum ancak şunu söyleyebilirim, hayatımı ben karartmadım. Kurtuluşumu kendim seçtim. Ne olursa olsun, ölüm pahasına bile olsa Allah’ın izniyle bir daha o batağa geri dönmeyeceğim. Ve hayatımın geri kalanında da girdiği bataktan çıkmaya çalışan kadınlara yardım etmeye çalışacağım. Bir kadını bile kurtarsak kârdır. Herkesi, daha duyarlı olmaya çağırıyorum. Kimse bizlerin neler yaşadığını tahmin edemez ama en azından anlamaya çalışabilir.
3-4 milyar dolarlık
fuhuş sektörü
Türkiye’de kadın nüfusunun yaklaşık 35 milyon civarında olduğu hesaba katılırsa her 350 kadından biri fuhuş batağında.
Türkiye’de faaliyet gösteren 56 genelevde kayıtlı 3 bin hayat kadını bulunuyor.
Türkiye’de tescilli hayat kadını sayısı 15 bini geçiyor. Vesikasız olarak çalışanların sayısı ise yaklaşık 100 bin.
Genelevde çalışmak için gerekli olan vesika, taksi plakasından farksız. Üç büyük ilde, yaklaşık 30 bin kadın genelevde çalışmak amacıyla vesika bekliyor.
Fuhuş sektöründe bir yılda dönen paranın asgari 3-4 milyar dolar olduğu belirtiliyor. Bu paradan, patron, bar, pavyon, disko, gece klüpleri, otelci, taksici, eğlence yeri sahibi gibi onbinlerce insan pay alıyor. Pasta bu kadar büyük olunca devreye fuhuş mafyası giriyor. Fuhuş mafyası, küçük kız çocuklarını kaçırmaktan tutun da zorla fuhuş yaptırmaya kadar her yola başvuruyor.
Kadınların yüzde 30’u kocası, yüzde 10’u baba, anne, ağabey gibi diğer yakınları, yüzde 3.4’ü de beraber oldukları erkekler tarafından satılıyor. Para karşılığı cinsel ilişkiye girenlerin yüzde 63.4’ü resmi, yüzde 12.2’si ise imam nikahlı olarak evli kadınlardan oluşuyor.

Konu: şeriat şart
bazen diyorum da bunlar neden var neden bu ülkede fuhuş bu kadar çok büyüdü. nedeni gayet açık toplumun büyük bir kesimi buna karşı ama şeriat şart. ummanda tarihinde ilk kez bir tecavuz olayı gerçekleşti ve tecavüz eden kişiyi dam ettiler. insan oğlu özgürleştikçe çirkefleşir. fuhuş yasak olsun genel evler kapatılsın bakın bizim türk kadınımız. dünyanın en güçlü en dirayetli en çok değer verilmesi gereken kadınımız bu gibi durumlara düşer mi kesinlikle şeriat şart
Bağlantı »
Konu: yorum
bence bunların hepsi iman zayıflığından kaynaklanıyo.kadınlarımızdada var hatalar,pes etmeyip mücadele vermeleri gerekir.ama yinede allah kurtarsın.çok kötü durumlar
Bağlantı »
Konu: yorum
Bir umumhane kadının serencamını okuyunca esef etmemek kabil değil. Nedendir bu hal? Bir bey olarak hayvani hislere bağlamaktayım. Biz beyler mekanik düşünmekteyiz, hissi ele alamıyoruz. Dahiliye nezaretinin icazetiyle faal olan umumhanelerde yaşayan insanlara da insan nazarıyla nazar edebilmeli,onlarla hemhal olmalıyız. Onlar da bir vakitler umutlarla yaşamaktaydılar, şimdi meta oldular. Halet-i ruhiyelerini anlamamız için kendimizi onların yerine koyalım.
Bağlantı »
Konu: seyredenler utasın
üzülerek söyleyelmki canm ablam sen bu yoldan kurtarıp kendini temize atman namusunu kurtarman en güzel hal ve hareket. be n 2008 de edirne de genel eve ilk gtdim daha ogüne kadar hic bir kadına gtmedim ama merak etdim gttim en son odada esra dy bi kız vardı kıza ilk bakışta aşık oldum belki o anda o işi yapıyodu ama inanın benimle evlenmeyi kabul etse vallahi sonsuzluğa dair onunla evlenrdim ama ona ve kendimew gvenemedm dışarı cıkartırdm ama onun peşini brakmazlar endişesi beni cesaretten alı koydu şimdi keşke ben teklif etseydim acaba bana ne cevap veririrdi
yoksa ban kızarmıydı merak ettim allahınm onları oralardan kurtarsın ben inanin cok üzüldüm bittim onun gbi güzel bir bayanın orda calışması beni yıktı
Bağlantı »
Konu: ALLAH SABIR VERSİN
ALLAH(c.c.)kimseyi böyle durumlara düşürmesin.Herkez yaptıklarının cezasını elbet çekecek.Sanmıyorlarmı ki birgün ölecekler ve tekrar diriltilecekler işte ozaman mahşer de haşır ve neşir olacak insanlar herkez birbirinden kaçacak kimse kimsenin yüzüne bakamayacak.(Hakkımı helal etmem diyorsun hakkını helal etmediğin kişi ahirette senden hak almaya gelecek nerden biliyorsun onun hakkı sana daha fazla geçmediğini.Sakın helaleşmeden ayrılmayın ve hakkınızı daima helal edin.)
Bağlantı »